6 Ocak 2015 Salı

İlk Yazım: Hoşgeldin 35 !

Hayat hep güneşli gitmiyor, yaprak döktüğümüz mevsimlerimiz var bizim. Sağanak yağmurları var bunun ya da kapkara kışları; ayağını buzlarda kaydıran, üzerine lapa lapa karları yağdırsa da derindeki korları soğutmayan. Çölde serap görür gibi minicik bi güneş parıltısının peşinden umut ektiğimiz vahalarımız var, koştukça yaklaştığını sandığın, elini açtığında yokluğuyla karşılaştığın. Dümdüz bi yol değil dedim hayat sana, değil mi? Adımlarını hep o alışık olduğun klasik ritmlere göre atamazsın, atmayı bi denesene? Keza ritmi kaçırdığında tepetaklak olursun, kulağın, gözün hep takip etmeli. Düşersin kalkarsın, düştüğünü sanıp yalpalarsın ya da düşersin ve  kalkamazsın. Hoşgeldin, yerdesin! Sonra ne olur biliyor musun? Damarlarında gezinen o "Kaldığın yerden devam etmelisin" komutu öyle bi işlemiştir ki; sorumlu oldukların, istemesen de yüzleşmek zorunda kaldıkların, seni sevenler, yolunu gözleyenler, bakmak zorunda oldukların ve diğerleri ile kısaltıyorum, işte böyle upuzun bi liste seni bekler. Alalacele kalkıp üstündeki tozları silkeleyip, yüzüne favori rujundan yamuk bi gülümseme çizip, kaldığın yerden devam edersin de ne etmek, etmek zorunda kalırsın. Güçlüsün sen, hadi bakalım yine bize biraz güçlü kal! Yanıyorsundur belli ki ama dumanını da içine çekip yürümeyi bu parçalı bulutlu havalarda öğrenmişsindir, devam edersin..

Neyse ne...Hayat hızlı çekim böyle dökülüyor bugün kelimelerime. Konuyu haddinden fazla esnetip uzatma, sabahlara kadar yazma potansiyelim olsa da gel gör ki kimseyi sıkmaya niyetim yok. Ne de olsa bloguma girecek ilk yazım! Bunun üzerine yüzlerce roman yazabilir yazarlar, iddialı filmler de çekebilir ustalar da mevzu şu ki; bu yollar, bu ruh hali, bu mantık beni bundan sonra nerelere götürür açıkcası bilmiyorum. Konuyu asıl meseleye bağlamak gerekirse; "yaş aldığım" elbette ki fiziksel bir gerçekse de yolumun yarılandığını kabul edesim pek yok, durum bu...

Yapılacak daha çok işim, çekilecek bi ton çilem, atılacak bir sürü kahkaham, dökülecek gözyaşlarım, hala verilecek bir miktar kilom, hayatıma girecek ve çıkacak bir sürü insan var, biliyorum. Daha görmediğim ülkeler, yazmadığım yazılar, duymadığım melodiler, almadığım tadlar, şahit olmadığım hayatlar, uyutmayan geceler, bir an önce geçsin denilen günler, keşkelerle başlayan pişmanlıklar, iyi ki dedirten doğrular, asla diyip de yüzlerce kez tekrarlayacağım hatalar, yapacağım itiraflar, duyacağım yalanlar, beni bekleyen kararlar, veremediğim sözler var. Varlarım bu kadar fazlayken bana yetmez bi yarı ömür daha diyorum, dediğim sadece bu...


Sevgili geride bıraktığım yıllarım, bana buraya kadar eşlik eden hayatım, orada rol almış insanlar, şimdi benimle olanlar, bi şekilde yolu benimle kesişmiş olanlar, hayatını bana adayanlar, aradığını bende bulanlar, bulamayanlar, bulduğunu sananlar, yanımda duranlar, bana uzaktan bakanlar, yaklaşmaya çalışanlar, nefret edenler, bana bayılanlar, önyargılı olanlar, tanıyıp da şaşıranlar, tanıdığına pişman olanlar, yol aldıklarım, yarı yolda kaldıklarım, çok sevdiklerim, uğruna gözyaşı döktüklerim, kırıp döktüklerim, hayatını mahvettiklerim, yerine kimseyi koyamadıklarım, aşka bulayıp taptıklarım, tepemde taşıdıklarım, yerin dibine soktuklarım, bi türlü sevemediklerim, sevip de gösteremediklerim...Bana öğrettikleriniz, yaşattıklarınız, hissettirdikleriniz, hissetiremedikleriniz, verdikleriniz, aldıklarınız, getirdikleriniz, benden alıp da götürdükleriniz, bende bıraktığınız izler, bana sarfettiğiniz sözler, bana hediye ettiğiniz güzellikler, kısacası beni benle beraber büyüttüğünüz için teşekkürler. Hoşbulduk 35! Sen de hoşgeldin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder